Hasta olmayan var mı? şu kuyruk meselesine. Kuyruk dendimi başımız döner, gözlerimiz yuvasından fırlar, başlarız zangır zangır titremeye. Çok uzakta değil, aha şuracıkta gözlerimiz önünde kuyruk. Eğer uzayıp gidiyorsa ve yılan gibi büklüm büklüm bükülüyorsa, hiç bir yere sapmaz en son halkaya koşuluruz. Ne olup olmadığı önemli değil kuyruğun.Yeter ki insancıklar bir olsunlar, bakla bakla bozmasınlar sırayı. Ve bir de mısır püskülü gibi açıkta duruyor ve titriyorsa o kuyruk, didiklemek günlük işlerimiz arasında bizden bir parça olur. Bir de kuyruğu bozanları ve sonradan sıraya girenleri hiç çekemeyiz, tekme tokat gireriz alimallah, hele ki bir bozmayı denesinler inadına tokatlarız.
Cins cinsiyet, büyük küçük demeden. Aman da aman, kuyruğu çekiştirmesini ve üzerine methiyeler dizmesini pek severiz; hele ki dik duruyorsa ha bire çekiştiririz. Ta ki, o kuyruk iki bacak arasında kayboluncaya kadar yapmadığımızı bırakmayız, o güzelim püsküllü kuyruğa. Ne şansız şu kuyruk var ya!
Resim netten anonim



