18 Eylül 2009 Cuma

Şu kuyruk var ya!

Hasta olmayan var mı? şu kuyruk meselesine. Kuyruk dendimi başımız döner, gözlerimiz yuvasından fırlar, başlarız zangır zangır titremeye. Çok uzakta değil, aha şuracıkta gözlerimiz önünde kuyruk. Eğer uzayıp gidiyorsa ve yılan gibi büklüm büklüm bükülüyorsa, hiç bir yere sapmaz en son halkaya koşuluruz. Ne olup olmadığı önemli değil kuyruğun.
Yeter ki insancıklar bir olsunlar, bakla bakla bozmasınlar sırayı. Ve bir de mısır püskülü gibi açıkta duruyor ve titriyorsa o kuyruk, didiklemek günlük işlerimiz arasında bizden bir parça olur. Bir de kuyruğu bozanları ve sonradan sıraya girenleri hiç çekemeyiz, tekme tokat gireriz alimallah, hele ki bir bozmayı denesinler inadına tokatlarız.
Cins cinsiyet, büyük küçük demeden. Aman da aman, kuyruğu çekiştirmesini ve üzerine methiyeler dizmesini pek severiz; hele ki dik duruyorsa ha bire çekiştiririz. Ta ki, o kuyruk iki bacak arasında kayboluncaya kadar yapmadığımızı bırakmayız, o güzelim püsküllü kuyruğa. Ne şansız şu kuyruk var ya!
Resim netten anonim

13 Eylül 2009 Pazar

Haciabi döktürüyor zilli def ile Yalelli, "Ya Allah"

Ellerde akıllı çok, defi defçiye çaldırmak lazım diyorsa haciabim eğer, bilirim ortada düzgün gitmeyen bir iş vardır meğer. Beylik sözlerini haciabim çok sık kullanmaz, ne zaman imamesiz tesbihini baş parmağına baka baka çekmeye başlarsa, bil ki başı çok derttedir.
Haciabim sabah olan işlerini bitirdikten sonra karnımızı doyurduk. Kuyruklu gel seninle kaya arkasına gidelim dedi. Kaya arkası dediği yer; köyün yazın düvenini koştuğu, harmanını sürüp savurduğu yerdir. Hep gözlemişimdir, kuşluk vakti haciabimin kendini dinlendirdiği vakittir.
Çok sıcak olduğu yaz aylarında havalar; haciabim ya bir söğüt altı, ya da koyu bir gölge arar. Ardından açtığı tabakasından tütürmek için, keyifle bir tütün sarar. Köyün ortasından akan çöplü dereyi takip ede ede kaya arkasına ulaştık. Haciabim eliyle işaret ederek, kuyruklu şu seten taşının dibi bize uyar dedi.
Yere çömelirken dalında asılı duran torbasını, temkinli bir şekilde yere koyuverdi. Ve her zaman ki hareketiyle yan gelip yatmazadan önce, şöyle bir süzdü etrafını çakır keyfince. Ne olursa olsun büzgü ağızlı torbasını açmaz gerekmedikçe. Açmadığı torbanın içinde zilli defi saklıdır.
Açtı haciabim torbasını belli ki fasıl geçecek, kaldırdı kasketini kafadan kaşımak için eli, her daim defi ile uyumludur söylediği yalelli. Yalelli ya Allah; dedimi haciabim solak eliyle alimallah, bütün ahali toplanır kurmak için oyunu bir araya maşallah. Vurdumu düm teki; teki düme yeri göğü sallar, attığı nara ile mısır tarlasında yaban domuzu kalmaz kovalar.
Bir keresinde yalan olmasın; köyün sığırtmacı yazıda otlatırken sığırları, defin şıngırtısından olacak kaçmış bütün sığırları. Bu söylentide rivayet muhtelif, haciabim hatıram der anlatır gevrek gevrek güler.